Bir rüzgar sığınağı..
Rüzgarı hissedin ve ona dokunun...

  İster çılgın denizinde rüzgarla dans edin, isterseniz asi rüzgarından korunmak için taş evlerinden birine sığının...

Gizli kalmış bir köşe...

Mozaik döşeli pazarı, daracık sokakları, rüzgâr sörfü
ve değirmenleriyle, adeta İzmir’in arka bahçesi...

Begonvillerin, sarılarak tül perde gibi örttüğü taş evleri, küçük dükkânları, avlusu mozaikten kahvesi ve sürprizlere açılan daracık sokaklarıyla Alaçatı, yalınlık ve serinlik duygusunu aşılıyor insana ilk bakışta..

Yunan mitolojisine göre rüzgâr tanrısının yaşadığı yer olarak
bilinen Alaçatı, sadece İzmir’den değil Bodrum’dan kaçan
mütevazı ruhların da sakin sığınağı...

Son birkaç yıldır açılan süslü ve bohem mekânlar sayesinde,
eğlenceyi zevke dönüştürmekte mahir olanların da, kendilerini
ait hissedebildikleri bir sosyal buluşma alanı aynı zamanda...

Alaçatı, ilginç coğrafyasının yanında, mimarisi, yel değirmenleri,
yetiştirdiği ürünleri, butik otelleri, bakir plajları ve kolay
ulaşımıyla da Çeşme’yi gölgede bırakacak özelliklere sahip...
Ya sörf meraklılarına ne demeli?

Merkezi, modern mimari dokunuşlarla tarihin estetikle buluştuğu bir mükemmellik abidesi; sahili ise rüzgârla denizde dans edenlerin, dalgalarla savrulanların vazgeçilmez adresi. Sörfçüler açısından dünyanın yedi önemli parkurundan biri...